1 Kasım 2016 Salı

1755 Lizbon Depremi

1755 Lizbon Depremi ya da Büyük Lizbon Depremi, 1 Kasım 1755 günü saat 9:40'da meydana gelen depremdir. Tarihteki en yıkıcı depremlerden biri olan Lizbon Depremi sırasında 60.000 ile 100.000 kişi arasında tahmini ölü vardır. Depremi bir tsunami ve kentin pek çok yerinde başlayan yangınlar takip etmiş ve o dönemde Avrupa'nın en büyük dördüncü şehri olan Lizbon'un neredeyse tüm yerleşim alanları kullanılmaz hale gelmiştir. Bu deprem sonucu Portekiz'i son derece olumsuz etkileyen bu afet, Portekiz'de politik tansiyonun yükselmesine, ekonominin çökmesine ve zaten gerileyen koloni imparatorluğunun 18. yüzyılda büyük ölçüde yıkılmasına yol açtı. Jeologlar günümüzde Lizbon Depremi'nin Atlas Okyanusu'nda Cabo de São Vicente'den 200 km. batıda meydana gelmiş 9 Richter ölçeğinde olduğunu tahmin etmektedir.


Yıkımın Boyutu[

 
Ekonomi târihçisi Álvaro Pereira, Lizbon'un o esnâda nüfûsunun yaklaşık 200 bin kişi olduğunu ve bunun 30 bin ilâ 40 bin civârında kısmının depremde can verdiğini hesaplamaktadır. Pereira, depremin yol açtığı binâ yıkımından ayrıca, sebep olduğu yangınlar ve tsunamiden dolayı Portekiz’de, İspanya’da ve Fas’ta toplamda 50 bin civârında insanın öldüğünü tahmin etmektedir.Bununla birlikte, 2009 yılında yapılan bir çalışma, toplam ölü sayısındaki yüksekliğin sâdece 1 Kasım'daki depremden kaynaklanmadığını, daha sonra meydâna gelen artçı depremlerle ölü sayısının yükselmiş olduğunu göstermektedir.[2]
Deprem'de, Lizbon'daki binâların %85'i harâp oldu. Yıkılan yerlerin içerisinde, bâzı köşkler ve kütüphâneler de vardır. 16. yy'da Portekiz'de başlayan Manuelin tarzı mîmârinin örneğini teşkil eden birçok binâ bu depremde yıkıldı. Depremden sağ çıkabilen bâzı binâlar ise ardından başlayan yangınlarla harâb oldu. Lizbon'un altı ay önce hizmete açılmış olan opera binâsı Ópera do Tejo tamâmen yanarak yerle yeksân oldu. Titian, Rubens ve Corregio'nun birçok tablosunun da dâhil olduğu birçok sanat eserini, ayrıca yaklaşık 70 bin cilt kitaptan oluşan kraliyet kütüphânesini barındıran, günümüzde Terreiro do Paço meydanının olduğu yere denk düşen, Tejo nehrinin kıyısında inşâ edilmiş Ribeira Kraliyet Sarayı, depremde ve ardından gerçekleşen tsunamide yıkıldı. Vasco da Gama ve diğer coğrâfî keşif öncülerinin keşif notları yok oldu. 3. Louriçal markisi Henrique de Meneses’in, içinde 18 bin cilt kitabın bulunduğu kütüphânesini barındıran sarayı depremde harâb oldu. Deprem, Lizbon'daki bâzı önemli kiliselere de zarar verdi. Bunlar Lizbon Katedrali, São Paulo, Santa Catarina ve São Vicente de Fora bazilikaları ve Misericórdia Kilisesi’dir. Rossio meydânında yer alan ve devrinin en büyük hastanelerinden birisi olan Bütün Azizler Kraliyet Hastanesi yangınla yok oldu. Halk kahramanı Nuno Álvares Pereira’nın mezarı kayboldu. Depremde harâbeye dönen bir başka yer olan Carmo Rahibe Manastırı’nın çatısı çökmüş kalıntısı, depremi hatırlatması için korunmuş durumdadır.

Toplumdaki ve bilimdeki etkileri

Lizbon depremi Avrupa tarihinde hem teolojik hem felsefi hem de doğa bilimleri açısından bir dönüm noktası ifade etmektedir. Leibniz'in iddia ettiği dünyanın yaşanılacak en güzel yer olduğu, tanrının bütün kötülüklere rağmen en iyi tanrı olduğu inancı yara aldı. Yaşanan felaket sonrası Voltaire bu fikirleri absürd olarak gördüğünü açıklamıştır.
Deprem sonrası olayı farklı bir biçimde açıklamaya çalışan filozof Immanuel Kant'dı. Felaketten kısa bir süre sonra depremle alakalı mümkün olan tüm bilgileri toplayan Kant, konuya ilişkin bir metin yayınladı. Metinde dikkati çeken ise, onun olayları dini sebeplerle açıklama kaygısından uzak, bilimsel bir temele oturtma girişimidir. Bugün Kant'ın depremlerin oluşumuna yönelik iddialarının yanlış olduğu bilinse de, bu çeşit bir açıklama girişimi depremleri doğal sebeplere bağlamak yönündeki ilk girişimdir. Kant bu calışmalarıyla dönemde yaygın olan depremlerin tanrı tarafından gönderilen cezalar olduğu yönündeki batıl inanışa bir son hazırlamıştır.
Bu fikirler düşünce tarihini kökten değiştirdi. Eğer depremler tanrı tarafindan gönderilen cezalar değilseler, onları araştırmak, incelemek ve hatta anlamak mümkün olabilirdi. Bu nedenle Lizbon depreminin araştırılması girişimi yer bilimlerinin doğuşu olarak kabul edilebilir.

0 yorum:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Etiketler

Copyright © TARİHİN TOZLU SAYFALARI | Powered by Blogger

Design by Anders Noren | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com